Bildiğim bir şey varsa, o da, niçin, nasıl olduğunu bilmeden ahmakça acı çektiğimiz, öldüğümüzdür. Şunu da biliyorum ki, bizim en büyük kusurumuz; saadetimize fazla düşkün oluşumuzdur, halbuki hayat bizim arzularımıza karşı kayıtsızdır, mutluysak, tesadüfen; mutsuzsak, gene tesadüfen. Hayat denilen bu kayalık denizde, kayığımız rüzgarın keyfine tabidir ve maharetimiz pek az şeyin önüne geçebilir. Birini suçlamak veya bir şeye ümit bağlamak boş: İnsan, daha anasının karnından çıkmadan saadete veya felakete adaydır. Az hisseden veya hiç hissetmeyen adama ne mutlu! O, çok şey istemez, hayat da ona istediği kadarını verir. Hissedip isteyense mutsuzdur. Hiçbir şey ona yetmez..

- Panait Istrati, Angel Dayı

Karen’in bir zamanlar bana yazmış olduğu bir mektubu hala saklıyorum;

Giz içinde yaşamak, kendinden korkmak demek, varlığını reddetmek demektir, Jonathan. Sen hayatını öyle karmaşık bir labirent haline getirdin ki, artık sana neyin doyum verdiğini bilemiyorsun. Kendi yarattığın bir yerde, sürgünde yaşıyorsun. Hemen hemen herkesi hayatından dışlıyor, kendin de dışarı yalnız ‘keşfetme’ ve ‘genişleme’ aşkına çıkıyorsun.

Psikolojin senin esir kampın, afyon tutkunu Barbara da senin esirin. Bir erkeği, uğrunda kendi hayatını verecek kadar çok seven, ama karşılığında kendisine aşk değil, onun yerine seks verilen bir kadın, için için ölüyor demektir.

Senin aklını bu kadar keskin, hayatını da bu kadar acıklı hale getiren şey, sevgini seksten ayırmış olman. Pek çok şeyi tehlikeye attın, ama görünüşe göre kalbini asla  tehlikeye atmadın. Oysa kalbi tehlikeye atmak rizikoların en büyüğüdür. Ben onu biraz tehlikeye attım. Seninle yaptığım şey kalbimle kumar oynamak oldu.. tabii kalbim kırıldı. Sen gidince, sanki hiç burada olmamışsın gibi hissediyorum. Bir keresinde bana, sen kırılamazsın, demiştin, ondan sonra da bu söylediğinin doğru olmadığını kanıtlamaya kalkmıştın. Eh, sonunda ben teslim oldum, sen de beni kırılmaz olmadığım için suçladın. Seni sevdiğim için, senin de beni sevmeni istediğim için suçladın. Bu sefer, Whalen’i Tanrı verir, Tanrı alır oyununu oynamaya koyuldun. Elbiselerini giy, gidiyorsun; yo, özür dilerim, sana ihtiyacım var, kalıyorsun;hayır kalmıyorsun, hemen gidiyorsun.

Bir keresinde bana, benden daha kafasız biri karşısında “duygusal sahtekarlık” yapmak zorunda kalacağını söylemiştin. Bana, “ruhsal gerçeğini” ayırdığını söylemiştin. O da, bence, zihninin durmadan öyle acımasızca değişmesi. Yani açıkcası, seni seviyorum Jonathan. Kendi yüreğinin ihmal edildiği, çarpıtıldığı hiç aklına geldi mi acaba? Belki de kalbin artık Whalen oyunları oynamak istemiyordur, belki yalnızca sevilmek istiyordur..

- Jerzy Kosinski, Şeytan Ağacı

Kendilerine eroin iğnesi yapan bütün veletler mutluluk alışkanlığına tutulurlar, bunun da hiç acıması yoktur, çünkü mutluluk özellikle yokluğuyla tanınan bir merettir. Eroin almak için mutluluğu bayağı aramış olmak gerekir, bu tür düşünceler de ancak esaslı hıyarlarda bulunur. Ben hiç şekerlenmedim, bazen inceliğimden, arkadaşlarla Marie’yi çektim sadece, oysa on yaşınızda büyükler size bir sürü şey öğretmek ister. Ama ben pek öyle mutluluk meraklısı değilimdir, yaşamı yeğlerim yine.

Mutluluk bir süprüntü, acımasızın tekidir, ona asıl yaşamasını öğretmek gerekir. Aynı yolun yolcusu değiliz biz onunla, hiç de yüz vermem kendisine. Henüz hiç politika yapmadım, çünkü hep birinin yararına oluyor, ama mutluluğun domuzluk etmesini engellemek için birtakım yasalar gerekir. Size aynen düşündüğümü söylüyorum, haksızım belki ama mutlu olmak için iğneler yaptıracak değilim. Allah kahretsin. Size mutluluktan söz etmeyeceğim artık, çünkü bir şiddet nöbetine tutulmak istemiyorum, ama Mösyö Hamil anlatımı olmayan şeylere yatkınlığım olduğunu söylüyor. Asıl, anlatımı olmayan şeyleri deşmek gerekir, diyor, asıl oralarda dönüyor her şey.

- Emile Ajar, Onca Yoksulluk Varken

- Küçükken arkadaşlarımla bebeklerle evcilik oynardık. Onlar için çok gerçekçiydi. Öylesine içindeydiler ki. Bense onların sadece oyuncak olduklarını unutamazdım. Ben kendimi oyuncudan çok izleyici gibi hissederdim. Biliyor musun, hâlâ öyle hissediyorum. Gerçek hayatta da.
- Bu matrix. Onu görebiliyorsan, içinde olamazsın..
- Die fetten jahre sind vorbei (2004), Movie

- Küçükken arkadaşlarımla bebeklerle evcilik oynardık. Onlar için çok gerçekçiydi. Öylesine içindeydiler ki. Bense onların sadece oyuncak olduklarını unutamazdım. Ben kendimi oyuncudan çok izleyici gibi hissederdim. Biliyor musun, hâlâ öyle hissediyorum. Gerçek hayatta da.

- Bu matrix. Onu görebiliyorsan, içinde olamazsın..

- Die fetten jahre sind vorbei (2004), Movie

Tarihi bir yarışma olarak kabul edenlerin gözünde Latin Amerika’nın gecikmişliği ve yoksulluğu, başarısızlığının sonucudur: Biz kaybetmişizdir, başkaları kazanmıştır. Ne var ki, başkaları sırf biz kaybettiğimiz için kazanmış durumdadır: Latin Amerika’nın az gelişmişliğinin tarihi, belirtildiği gibi, evrensel kapitalizmin gelişiminin tarihine bağlıdır. Bizim yenilgimiz daima, yabancıların zaferinin zımni koşulu olagelmiştir. Zenginliğimiz de, daima yoksulluğumuzu doğuragelmiştir; dış imparatorluklarla onların içerideki yerli bekçilerinin refahını arttırmak üzere. Sömürgeciliğin ve yeni sömürgeciliğin simyasında altın tenekeye, besinler zehire dönüşmektedir..

- Eduardo Galeano, Latin Amerika’nın Kesik Damarları

Annesiyle bile arasında bir anlaşmazlık duvarı bulunduğunu fark ederek kimseye artık meram anlatmaya kalkmıyor, günün birinde başını alıp uzaklara gitmeyi kuruyordu. Hele bir askerlik işini yoluna koyabilse, bunu yapacaktı. O zamana kadar, kendisi için didinip duran annesine boyun eğmesi gerekiyordu. Ama herkesin ona karşı el birliği ettiğini, onu da kendilerine benzetmek istediklerini unutmayacaktır. Kendini koruyacaktır. Çünkü, boş şeyler, ön yargılar, böbürlenmeler uğrunda sabahtan akşama didinen bu insan yığınlarının, hayatı kendilerine zehir ettiklerine şüphe yoktur. Hayır, o "güzel çocuklar"ı, bir "ev"i, hatta "servet"i olsun istemiyordu. Onun en güzel evi açık havaydı. En büyük servetiyse vücudu, sevgileri, düşünceleri.

Bunu şaşmaz bir gerçek olarak kabul ediyordu. Onu bir zırh gibi sırtına geçiriyordu. Her geçen gün bu husustaki düşüncesini doğrulayan bir sürü kanıt getiriyordu ona. Yoksul olsun zengin olsun, zeki olsun ahmak olsun, herkes insan sürüsünü güden aynı yargıya bağlıydı; ilkin çalışmak, sonra yaşamak. Para, para! Sonuç: sömürme, bencillik, tamah, insanlar arasında kin, savaşlar.

Yok, yok,o bu çapraşık ağların içine adımını atmayacaktır.

- Panait Istrati, Uşak

Biraz Lav biraz Niksicko önceydi yine de zamanı az çok hatırlıyorum. Montenegro, Budva’da saat gece 3 civarları. Hostele kadar uzunca bir yolum var ama yürümek istiyorum. Hava güzel, gökte "dancing girl statue"nun da benle beraber selamladığı dolunay var, dalgalar usul usul sahile vuruyor, bu sırada bir ezgi gelip yerleşiyor çakırkeyif dilime. Adımlarımı ezgiyle senkronize etmeye çalışıyorum.


Yavaş yavaş mırıldanmalardan sonra netleşen melodinin üzerine ingilizce sözler uydurarak yürüyüşüme devam ediyorum. En az yarım saat, bu melodi üzerine spontane uydurduğum sözlerle yürüyorum sahil boyunca.

Uydurduklarımın bir kısmı aşağı yukarı şöyleydi;

God, oh my god, oh my god, i dont know what to do.. I dont know what to do with my life.. I dont know, i dont know, i dont know, i dont know what to do with my life..

I’m alone, i’m away from home, all the girls come and go by. I need to kiss some of them, i need to kiss some of them, some of them, one of them..

Tüm bunları yazmama sebep ise, bugün şans eseri denk geldiğim bu şarkıyla beraber, Budva’da bilinçaltımdan çıkıp, dilimden dökülen ezginin kaynağını bulmuş olmam. Inside Llewyn Davis filmi, Justin Timberlake-Carey Mulligan düeti.

”..Lord, I’m one, Lord, I’m two,
Lord, I’m three, Lord, I’m four
Lord, I’m five hundred miles away from home..”

Merhabalar. Bunlar 1 haftalık Balkan gezinmemden genel manzaralar. Fotoğraflar sırasıyla Belgrad, Prizren, Budva, Budva, Saraybosna, Kotor, Üsküp, Mostar, Saraybosna ve Üsküp’ten.Vakit bulabilirsem, ayrıntılı bir gezi yazısı/blogu oluşturarak detaylandırmak istiyorum. Bakalım.
Mottomuz; Own less, do more, be more. 
Yine yeniden yollarda olma dileğiyle hoşçakal Balkan Coğrafyası..
Zoom Info
Merhabalar. Bunlar 1 haftalık Balkan gezinmemden genel manzaralar. Fotoğraflar sırasıyla Belgrad, Prizren, Budva, Budva, Saraybosna, Kotor, Üsküp, Mostar, Saraybosna ve Üsküp’ten.Vakit bulabilirsem, ayrıntılı bir gezi yazısı/blogu oluşturarak detaylandırmak istiyorum. Bakalım.
Mottomuz; Own less, do more, be more. 
Yine yeniden yollarda olma dileğiyle hoşçakal Balkan Coğrafyası..
Zoom Info
Merhabalar. Bunlar 1 haftalık Balkan gezinmemden genel manzaralar. Fotoğraflar sırasıyla Belgrad, Prizren, Budva, Budva, Saraybosna, Kotor, Üsküp, Mostar, Saraybosna ve Üsküp’ten.Vakit bulabilirsem, ayrıntılı bir gezi yazısı/blogu oluşturarak detaylandırmak istiyorum. Bakalım.
Mottomuz; Own less, do more, be more. 
Yine yeniden yollarda olma dileğiyle hoşçakal Balkan Coğrafyası..
Zoom Info
Merhabalar. Bunlar 1 haftalık Balkan gezinmemden genel manzaralar. Fotoğraflar sırasıyla Belgrad, Prizren, Budva, Budva, Saraybosna, Kotor, Üsküp, Mostar, Saraybosna ve Üsküp’ten.Vakit bulabilirsem, ayrıntılı bir gezi yazısı/blogu oluşturarak detaylandırmak istiyorum. Bakalım.
Mottomuz; Own less, do more, be more. 
Yine yeniden yollarda olma dileğiyle hoşçakal Balkan Coğrafyası..
Zoom Info
Merhabalar. Bunlar 1 haftalık Balkan gezinmemden genel manzaralar. Fotoğraflar sırasıyla Belgrad, Prizren, Budva, Budva, Saraybosna, Kotor, Üsküp, Mostar, Saraybosna ve Üsküp’ten.Vakit bulabilirsem, ayrıntılı bir gezi yazısı/blogu oluşturarak detaylandırmak istiyorum. Bakalım.
Mottomuz; Own less, do more, be more. 
Yine yeniden yollarda olma dileğiyle hoşçakal Balkan Coğrafyası..
Zoom Info
Merhabalar. Bunlar 1 haftalık Balkan gezinmemden genel manzaralar. Fotoğraflar sırasıyla Belgrad, Prizren, Budva, Budva, Saraybosna, Kotor, Üsküp, Mostar, Saraybosna ve Üsküp’ten.Vakit bulabilirsem, ayrıntılı bir gezi yazısı/blogu oluşturarak detaylandırmak istiyorum. Bakalım.
Mottomuz; Own less, do more, be more. 
Yine yeniden yollarda olma dileğiyle hoşçakal Balkan Coğrafyası..
Zoom Info
Merhabalar. Bunlar 1 haftalık Balkan gezinmemden genel manzaralar. Fotoğraflar sırasıyla Belgrad, Prizren, Budva, Budva, Saraybosna, Kotor, Üsküp, Mostar, Saraybosna ve Üsküp’ten.Vakit bulabilirsem, ayrıntılı bir gezi yazısı/blogu oluşturarak detaylandırmak istiyorum. Bakalım.
Mottomuz; Own less, do more, be more. 
Yine yeniden yollarda olma dileğiyle hoşçakal Balkan Coğrafyası..
Zoom Info
Merhabalar. Bunlar 1 haftalık Balkan gezinmemden genel manzaralar. Fotoğraflar sırasıyla Belgrad, Prizren, Budva, Budva, Saraybosna, Kotor, Üsküp, Mostar, Saraybosna ve Üsküp’ten.Vakit bulabilirsem, ayrıntılı bir gezi yazısı/blogu oluşturarak detaylandırmak istiyorum. Bakalım.
Mottomuz; Own less, do more, be more. 
Yine yeniden yollarda olma dileğiyle hoşçakal Balkan Coğrafyası..
Zoom Info
Merhabalar. Bunlar 1 haftalık Balkan gezinmemden genel manzaralar. Fotoğraflar sırasıyla Belgrad, Prizren, Budva, Budva, Saraybosna, Kotor, Üsküp, Mostar, Saraybosna ve Üsküp’ten.Vakit bulabilirsem, ayrıntılı bir gezi yazısı/blogu oluşturarak detaylandırmak istiyorum. Bakalım.
Mottomuz; Own less, do more, be more. 
Yine yeniden yollarda olma dileğiyle hoşçakal Balkan Coğrafyası..
Zoom Info
Merhabalar. Bunlar 1 haftalık Balkan gezinmemden genel manzaralar. Fotoğraflar sırasıyla Belgrad, Prizren, Budva, Budva, Saraybosna, Kotor, Üsküp, Mostar, Saraybosna ve Üsküp’ten.Vakit bulabilirsem, ayrıntılı bir gezi yazısı/blogu oluşturarak detaylandırmak istiyorum. Bakalım.
Mottomuz; Own less, do more, be more. 
Yine yeniden yollarda olma dileğiyle hoşçakal Balkan Coğrafyası..
Zoom Info

Merhabalar. Bunlar 1 haftalık Balkan gezinmemden genel manzaralar. Fotoğraflar sırasıyla Belgrad, Prizren, Budva, Budva, Saraybosna, Kotor, Üsküp, Mostar, Saraybosna ve Üsküp’ten.

Vakit bulabilirsem, ayrıntılı bir gezi yazısı/blogu oluşturarak detaylandırmak istiyorum. Bakalım.

Mottomuz; Own less, do more, be more.

Yine yeniden yollarda olma dileğiyle hoşçakal Balkan Coğrafyası..