18 kez oynatım
  • Trackname:

    Rhymes Of An Hour
  • Artist:

    Mazzy Star
  • Album:

    Stealing Beauty Soundtrack

Kim olduğumuz sorusuna cevap ararken, aklımız hep, kim olacağımız sorusuyla karışıyor. Kim olacağımızı düşündüğümüzde ise kim olmak istediğimiz sorusu peşimizi koyuvermiyor. Gerçekte, kim olduğumuzu öğrenme süreci içinde bile kimliğimiz yeniden oluşuyor. Sanki Werner Heisenberg’in belirsizlik ilkesine tâbi olmuş gibiyiz. Nerede olduğumuzu öğrenmeye çalışırken nereye gittiğimizin bilgisi elimizden kaçıyor, eğer nereye gittiğimizi bilme gayretine kendimizi kaptırırsak nerede olduğumuzu unutma tehlikesine uğruyoruz. Ama bütün bu belirsizlik içinde karartılamayacak, önemi azaltılamayacak, vazgeçilemeyecek bir kalkış noktamız var: Bizler, hepimiz birer ürünüz. Hepimiz husule geldik, hepimiz oğullar ve kızlarız.

Bir kez bu gerçeği kavradık mı zülmün nerede, zalimin kim olduğunu da kavrama imkanı önümüze açılıyor. Çünkü oğullar ve kızlar olduğumuzu bilince suçun bizde olmadığını da biliyoruz. Suç, Bizi koyduğu kurallara uymaya zorlayanlardadır..

- İsmet Özel, Waldo Sen Neden Burada Değilsin?

Hayat sanki kendimi mecbur ettiğim ve kendimi ruhsal olarak bağlamamak için özel çaba harcadığım işlerden ibaret. Birçoklarına göre hayat olağan akışı içinde geçip gidiyor. Ben neyin olağan, neyin olağan dışı veya olağanüstü olduğunu doğru dürüst tartamamanın acısını çekiyorum. Bir şiirim var 1966’da. ”Kan Kalesi’Kendimi Hz. Ali’nin Kan Kalesi cenginde mi farzediyorum? Bu cengin neye varacağını kestiremesem de cenk içinde olmaktan bir beklentim var. Hayatı kendim için dokunulur kılmak. Büyük tutkum bu.

İsmet Özel, Waldo Sen Neden Burada Değilsin?

Rust Cohle, True Detective..

Timestamp: 1395851114

Rust Cohle, True Detective..

India Martinez - Suerte

Limansız Yolcu

Uygarlığın odak noktasından çok uzaktardaki, bu gözden çıkarılmış kıtaya, kim bilir hangi rüzgarların, dip akıntılarının, anaforların sürükleyip bıraktığı gezginler.. Nazi eskileri, kanun kaçakları, uluslararası teröristler, çaptan düşmüş diktatörler, denizciler, özgürlük hayaletinin peşinde okyanuslar aşanlar.. Bellekte kusursuzluğa ulaşmış bir aşk anısını tropiklere dek kovalayanlar, yitik Atlantis’lerini, “kendilerini” arayanlar; müzik, dans ve tutkunun varoluş acısının panzehiri olduğunu sananlar.. Vicdanlarını, paltoları ve çizmeleri ilebirlikte geride bırakıp, sudan ucuz çocuk kalçalarının peşine düşenler.. Odalarını Che posterleri ile süsleyen, ülkelerinde ölmeye değer bir ideal kalmadığı için bataklıklara koşan iflah olmaz romantikler.. Bir ufuktan ötekine atılan, hep uzak, daha uzak, en uzak kıtaların özlemi ile yaşayanlar.. Hayaller, vaatler, masallar çıkını Güney Amerika’ya, üzerine bütün düşlerin çizilebildiği boş bir tuval olan Güney Amerika’ya kapağı atanlar.. Ve imgelemlerindeki şatolarda diz üstü kapaklanıp yerleri yalayanlar..

Yeryüzü göçebeleri.. Başıboşlar, gece gezginleri, göçmen kuşlar. Bir büyük, bitimsiz yolda bir başlarına yürüyenler.. Hep tek yönlü biletlerle yolculuk yapan, iz bırakmadan ortadan yok olan, bir çanta dolusu eşya ile on yıllar geçirenler.. Bağlanmayan, topraklaşmayan, bütünleşmeyen, gövdenin ağırlığını taşıyamayacak bir çift kanat uğruna köklerini kesenler.. Issız, engebeli patikaları, arka sokakları, belleğin varoşlarını sevenler.. Karanlık kulisleri, ışıltılı sahneye yeğleyenler.. Biri geçmişte, öteki gelecekte saklı iki düşsel liman arasında dönüp duranlar.. Limansız yolcular..  

Giderek seyrekleşen, kendini yineleyen mektuplar, üç kuruşluk kartpostallar, basmakalıp ayrılık sözcükleri, ısmarlama gülümsemelerle dolu, kötü ışıkta çekilmiş fotoğraflar, yükte de pahada da hafif armağanlar, kimi de üç satıra sığdırılan, yazım yanlışları ile dolu bir ölüm haberi.. " Konsolosluğumuz, TC vatandaşı, 011-7143 nolu pasaport sahibi M.G.’nin, 24/4 tarihinde, elim bir trafik kazası sonucu vefatını.."

- Aslı Erdoğan, Kırmızı Pelerinli Kent

Tipe bak tipe tipe!

(Kaynak: lyssahumana, localmilk gönderdi)

Timestamp: 1391461236

(Kaynak: lyssahumana, localmilk gönderdi)

Mucizevi Mandarin

Yaşlı ve çirkin bir mandarin, karşılığını parayla ödeyeceği zevk gecesi için olağanüstü güzel, ama taş kalpli bir fahişeye gitmiş. Sabaha karşı, yaşlı adamın uykuya dalmasını fırsat bilen genç kadın, soyguncu dostlarını çağırmış. Ne var ki mandarin, tilki uykusundan fırladığı gibi olanca gücüyle karşı koymaya, dövüşmeye başlamış. Haydutlar hem kalabalık, hem de işinin ehliymiş. onu kolayca köşeye sıkıştırmışlar. Ancak ne kadar vururlarsa vursunlar, bu zayıf, çirkin bedende yara açılmadığını, can alıcı darbelerin iz bırakmadığını görmüşler. Bıçaklarını, kılıçlarını çekmişler, ama en keskin bıçak, en acımasız kılıç bile mandarine hiçbir şey yapamıyormuş. Sonunda korkup kaçmışlar. Dövüşü izleyen kadın, yaşlı adamın mucizevi gücünden etkilenmiş, bir kez daha, bu sefer aşk adına sevişmek istemiş. Onu hayranlıkla, arzuyla, şefkatle okşamaya başlamış. Gel gelelim güzel kadının her dokunuşunda mandarinin bedeninde yeni bir yara beliriyormuş; dövüşün, darbelerin, bıçakların, kılıçların açtığı yaralarmış bunlar. İçten bir ilgi ve şefkat görene dek gizli kalmışlar. Sonunda mandarin kanlar içinde kadının kollarında yığılmış, ölmüş.

Bir zamanlar izlediğim Mucizevi Mandarin adındaki bir balenin, eski Çin efsanelerinden alınma öyküsünü, ilk sevişmemizden hemen sonra Sergio’ya anlatmıştım. Nedense anlattıklarımdan pek hoşlanmadı, ama bu öykü benim en sevdiklerimden biridir.

- Aslı Erdoğan, Mucizevi Mandarin

Maybe I’m headin’ to die but I’m still gonna try

I guess I’m goin’ alone..