May 2013
6 posts
Evden kaçmak için yolu geçmeyi
yapsa yapsa bir çocuk yapar,
çocuk değil ki artık
bütün gün sokaklarda sürten bu adam
üstelik evden de kaçmıyor.
Hani yaz ikindileri vardır
meydanlar bomboş uzanır batan gün altında,
geçip gereksiz ağaçlarla bir bulvardan
durur yalnız adam.
Değer mi bunca yalnızlık, gittikçe daha yalnız olmak için?
Boştur yollar meydanlar yalnız gezildiğinde.
Oysa bir kadın durdurmalı
konuşup da birlikte yaşamaya inandırmalı,
yoksa hep kendisiyle konuşur insan. Bunun için de
kimi vakit körkütük olur geceleri
ve anlatır durmadan, anlatır yapıp edeceklerini.
Böyle ıssız meydanda bekleyerek
rastlanmaz elbette kimseye, ama dolaşırken sokakları
durduğu olur insanın şöyle bir.
Olsalardı iki kişi, başka olurdu ev
sokaklarda bile. Kadın olurdu, değerdi dolaşmaya.
Gece kimsecikler kalmaz meydanda.
Oradan geçen bu adam görmez
yararsız ışıklar içinden evleri
kaldırmaz artık gözlerini.
Kaldırımları dinler yalnızca
kendininkiler gibi nasırlı ellerin döşediği.
Doğru değil ıssız meydanda kalmak.
Mutlaka yolda olmalı o kadın
yalvarsan eve çeki düzen verecek.
- Cesare Pavese, Bütün Şiirlerinden Seçmeler
Kendimi boş testi gibi hissettiğim gecelerden biri. Tahayyül edin. Kazınmış, huzursuz. Işıksız. İğrenme duygusundan bile yoksun. İnsan kendini böyle hissettiğinde intiharı bile düşünemez. Fikri oluşmaz. Kalk. Kaşın. Su iç.
- Charles Bukowski, Kaptan Yemeğe Çıktı
April 2013
4 posts
Yalnızdı, terk edilmiş, yokluğa savrulmuş, umutsuz.. Üstelik de üşüyordu; içinden gelen derin bir soğuktu bu. Onu hiçbir şey değiştiremezdi. Bu buz gibi ölüm hali onun mutsuzluğunun temeliydi ama yine de o duyguya her zaman sarılacaktı, çünkü varlığının çekirdeği oydu; tüm benliğini onun çevresine kurmuştu.
- Paul Bowles, Esirgeyen Gökyüzü
Kit elbisesini çekip kalçaları üzerine gelen yeri düzeltti, ” Ben gençken…” diye söze başladı.
” Ne kadar gençken?”
” Yirmi yaşımdan küçükken demek istiyorum. Hayatı sürekli hızlanan, hızını arttıran bir şey sanırdım; her yılla birlikte daha zenginleşecek, daha derinleşecek bir şey. İnsan giderek daha çok şey öğrenir, daha olgunlaşır, daha derin görüşler kazanır, hakikatin içine daha çok girer…” Sesine bir kararsızlık geldi.
Port birdenbire güldü. ” Ve şimdi anlıyorsun ki hiç de öyle değilmiş, ha? Daha çok, sigara içmeye benziyormuş. İlk birkaç nefesin tadı harika. Sonuna doğru eskiyeceği, kötüleşeceği insanın aklına bile gelmez. Sonra onu olağan kabul etmeye başlarsın. Birdenbire bakarsın ki, neredeyse filtresine kadar gelmişsin. İşte acılığını o zaman hissedersin.”
” Ama ben sonun yaklaşmasındaki o kötü tadın her zaman farkındayımdır” dedi Kit.
” Öyleyse sigarayı bırakman gerek.”
” Ne kadar adisin!” diye bağırdı Kit.
Port, ” Adi değilim!” diye karşı çıktı. İçkisini içmek için dirseği üzerinde doğrulurken neredeyse bardağını düşürüyordu. ” Mantıklı geliyor, öyle değil mi? Ya da… bence yaşamak da sigara içmek gibi bir alışkanlık. Hep vazgeçeceğim diyorsun ama sürdürüp gidiyorsun.”
” Sen bırakmak niyetinde değilsin gördüğüm kadarıyla.”
” Neden olayım? Ben sürdürmek istiyorum.”
” Ama her zaman öyle çok yakınıyorsun ki!”
” Yo, hayattan değil; yalnızca insanlardan.”
” İkisi birbirinden ayrılamaz.”
” Ayrılır bal gibi. Biraz çaba yeterli. Çaba, çaba! Neden hiç kimse çaba göstermiyor? ben bambaşka bir dünya hayal edebiliyorum. Yalnızca birkaç vurgunun yeri yanlış.”
- Paul Bowles, Esirgeyen Gökyüzü
March 2013
14 posts
Beşinci Cadde’de yürümeye, kalabalığın arasından romantik kadınları seçip birkaç dakika sonra yaşamlarına gireceğimi, bunu bilen ya da kınayan tek kişinin bile çıkmayacağını hayal etmeye bayılıyordum. Bazen zihnimde, gizli sokak köşelerindeki apartmanlarına kadar takip ederdim onları; bir kapıdan süzülüp ılık karanlığa karışmadan önce dönüp bana gülümserlerdi. Kimileyin, koca kentin büyülü akşam alacasında, içime bezdirici bir yalnızlık çöreklenirdi, aynısını başkalarında da hissederdim: tek başlarına yiyecekleri akşam yemeğinin vakti gelene dek vitrinlerin önünde oyalanan, gecenin ve yaşamın bu en dokunaklı anlarını geçiştirmeye çalışan, zavallı genç memurlar.
- F.Scott Fitzgerald, Muhteşem Gatsby
İçimde olup bitenleri sana ya da başka birine doğru dürüst açıklayamam. Neden böyle olduğunu nasıl açıklayabilirim, kendime bile açıklayamıyorum ki. Fakat asıl mesele bu değil, asıl mesele açık: Benim çevremde insanca yaşamak imkansız, bunu görüyor ve hala inanmak istemiyor musun?
- Franz Kafka, Milena’ya Mektuplar
Kamarada seyahat etmek istemiyorum, gemi direğinin önüne geçip dünyanın güvertesinde yol almak istiyorum, çünkü dağların arasından parlayan ay ışığı en iyi oradan görülüyor. Şimdi aşağı inmek istemiyorum.
Deneyimim bana en azından şunu öğretti: bir kişi güvenle hayallerinin arkasından giderse ve hayal ettiği yaşamı gerçekleştirmeye çalışırsa bilinen saatlerle ölçülemeyecek bir süre içinde başarıya ulaşacaktır. Bazı şeyleri geride bırakacaktır, görünmez bir sınırı aşacaktır; çevresinde ve kendi içinde yeni, evrensel ve çok daha liberal yerleşmeye başlayacaktır; ya da eski kurallar genişleyip kendi yararına daha liberal bir biçimde yorumlanacaktır; kişi, daha yüksek bir sınıfın mensubu olarak yaşamaya hak kazanacaktır. Hayatını basitleştirdiği ölçüde evren de daha az karmaşık görünecek, yalnızlık yalnızlık olmaktan, fakirlik fakirlik olmaktan, zayıflık da zayıflık olmaktan çıkacaktır. Havada kaleler inşa ederseniz, yaptıklarınızın boşa gitmesi gerekmez; kalelerin yerleri orasıdır. Şimdi de altlarına temellerini yerleştirin!
- Henry David Thoreau, Doğal Yaşam ve Başkaldırı
Bir ses ona şöyle dedi: neden burada durup bu adi ve külfetli hayatı sürdürüyorsun, senin için daha onurlu bir varoluş mümkünken? Aynı yıldızlar bu tarlalardan başka yerlerde de yanıp sönüyor. Ancak içinde bulunduğu durumdan kurtulup oralara nasıl göç edecekti? Düşünebildiği tek şey, daha çetin şartlarda bir yaşamdı, zihninin vücuduna işleyip onu saygınlaştırması ve kendine olan saygısının giderek artmasıydı.
- Henry David Thoreau, Doğal Yaşam ve Başkaldırı
Ben kendime özgü bir şekilde yaşamayı arzuladığım için ormana gittim; hayatın sadece asli gerçekleriyle yüzleşmek, öğretecekleri varsa öğrenip öğrenemeyeceğimi de anlamak ve gün gelir de öldüğümde bunca zamandır hiç de yaşamamış olduğumu görmemek için..
- Henry David Thoreau, Doğal Yaşam ve Başkaldırı